Şirketlerin Bağlılık Skorları ve Ebeveynlerimizin Davranışları Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

ŞİRKETLERİN BAĞLILIK SKORLARININ EBEVEYNLERİMİZİN BİZE DAVRANIŞ ŞEKİLLERİNDEN ETKİLENMESİ NASIL MÜMKÜN OLUYOR?

Transaksiyonel Analiz (bilinen adıyla TA), insanların sosyal canlılar ve kendi dünyalarından başka bir kişi ile bağlantıya geçtiklerinde değişen çok yönlü varlıklar olduğunu ifade eden bir psikolojik görüştür. Temelde teori ebeveynlerimizden sevgi ve ilgi alacak şekilde davrandığımızdır; bu aynı zamanda negatif ilgi veya TA tabiri ile “stroke’lar”  yani bir kimsenin varlığının onayladığını gösteren bir eylem de olabilir. Bir çocuk olarak tek aradığımız bunlardır, ebeveynlerimizden bir onay ya da sevgi veya bir stroke- ve bu yetişkin yaşamlarımızda nasıl insanlar olduğumuzu belirler, ancak biz evrilirsek, davranışlarımızın önüne geçersek ve değişmemiz gereken alanlarda değişirsek başka.


Peki bu nasıl olur? Diyelim bir çocuksunuz, bir sınavda yüz üzerinden 90 aldınız ve ebeveynleriniz size on puanı nereden kaybettiğinizi sordular. Ya da belki yüz üzerinden yüz aldınız ama bu sefer de sınıf ortalamasını sordular (yüz üzerinden yüz almanın kolay olduğunu ima edercesine). Bu size tanıdık geliyor mu? Öyle ise, mükemmeliyetçi / kontrol delisi olarak büyümüş pek çok çocuktan biriydiniz. Endişelenmeyin çünkü pek çoğumuz öyleyiz ve bu hem iyileştirilebilir hem de bunun için koçluk alınabilir. Olay şudur, bizim gibi insanlar (EVET ben de dahilim, gerçi notlarım asla o kadar iyi olmadığı halde) iyi yaptıkları şeyler için kendilerini takdir etmeme eğilimindedir. Bu gibi şeyleri “işimiz” olarak görme eğilimindeyizdir. Ancak ne var ki bir hata yaptığımızda,  ne kadar küçük olursa olsun, kendimizi pek çok şekilde cezalandırırız, bitmek bilmez ve herkesin vereceğinden daha zalimce cezalarla.

Bu ne yazık ki başkalarını da takdir etmememize ve onaylamamamıza yol açar.

Geçtiğimiz yıllarda, şirketlerdeki düşük bağlılık skorlarına yol açan ana unsurlardan birinin başarıyı tanımak ve onaylamaktaki eksiklik olduğunu fark ettim. Kendi başarımızı tanımazsak başkalarının başarılarını da tanıyamayız.  Doğru sözleri söylediğimizi düşünebiliriz ama gözlerimiz ve ses tonumuz bu nadir anlarda bile bizi ele verir. Müşterilerime dediğim gibi, onaylamak ÜCRETSİZDİR! Yani bunu esirgemek için bütçe ile ilgili hiçbir bahane olamaz. Kendi başarılarını yeterince tanımamış olan bizler için başlangıçta kendimizin ve başkalarının başarılarını tanımak güç olabilir ama bir kez nasıl olduğunu kavradığımızda, bu çok doyurucu bir şeydir ve etkisi birlikte çalıştığımız insanlara dalga dalga yayılır, astlarımıza, eş düzey meslektaşlarımıza ve liderlerimize.  Profesyoneller olarak merdivenleri tırmandığımızda ve daha üst düzey yöneticiler olduğumuzda, genel müdür yardımcısı ya da genel müdür düzeyine geldiğimizde, başarılar daha da az tanınır. Pek çoklarımız onların başarısını onaylamanın kabalık olduğunu düşünürüz ya da onların iyi ya da harika olduklarını zaten bildiklerini ve bunun altını çizersek diğerlerinin bizimle alay edebileceğini.

Bununla özdeşim kurabiliyorsanız kendinize şunu sorun, “Son zamanlarda başarılarımı tanıdım ve onayladım mı? Bugünlerde hayatımda herhangi bir insanın başarılarını tanıdım mı?” Cevabınız hayırsa, durmayın ve bunu yapın! Ve bu başarınızı onaylıyor olacağım : )